Anayasa Mahkemesi (AYM), geçtiğimiz yıl aldığı ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen kamu çalışanlarının hak ihlali başvurularında emsal teşkil eden kritik kararı ile “Barış Akademisyenleri” olarak bilinen akademisyenlerin görevlerine iadesi için önemli bir hukuki yol araladı. Mahkemenin, OHAL Komisyonu ret kararlarının hukuka uygunluğunu sorgulayan bu kararı, ihraç edilen yüzlerce akademisyen için umut ışığı oldu.
AYM, 2023 yılında bir KHK ile ihraç edilen akademisyenin başvurusunu değerlendirmiş ve OHAL Komisyonu’nun ret kararında hak ihlali tespit etmişti. Bu karar, terör örgütleriyle bağlantısı olduğu iddiasıyla ihraç edilen kamu görevlilerinin dosyalarında, soyut ve genel ifadeler yerine somut delillerin ve bireysel kusurun aranması gerektiğini vurgulamıştı. Mahkeme, dosyada somut delil bulunmadığı ve terör örgütleriyle ilişkilendirme yapılamadığı durumlarda, kişilerin masumiyet karinesinin ihlal edildiğine hükmetmişti.
Anayasa Mahkemesi’nin Çığır Açan Kararı
AYM’nin ilgili kararında, KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemlerinin ancak ‘terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunması’ gibi somut gerekçelere dayanması gerektiği belirtildi. Mahkeme, kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında somut bilgi veya delil bulunmadan yapılan ‘genel geçer’ değerlendirmelerin, bireylerin temel haklarını ihlal ettiğine dikkat çekti. Bu durum, özellikle “Barış Bildirisi”ne imza attıkları için ihraç edilen akademisyenlerin durumunu doğrudan etkiliyor.
Barış Akademisyenleri Kimdir ve Neden İhraç Edildiler?
2016 yılında “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan 1128 akademisyenden 400’den fazlası, darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan KHK’larla üniversitelerdeki görevlerinden ihraç edilmişti. Türkiye’deki 116 farklı üniversiteden atılan bu akademisyenler, bildiriyi imzalamaları nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak” ile suçlanmış, ancak yargı süreçlerinde büyük çoğunluğu beraat etmişti. Ancak beraat etmelerine rağmen görevlerine iade edilmeyen bu akademisyenler, OHAL Komisyonu’na yaptıkları başvurulardan da genellikle olumsuz yanıt almıştı.
OHAL Komisyonu ve Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?
Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu), kurulduğu günden bu yana toplam 127 binden fazla başvuruyu karara bağlamış, bu başvuruların sadece 7 bin 100’den fazlasını kabul ederek görevine iade kararı vermişti. Ancak AYM’nin son kararı, OHAL Komisyonu’nun ret kararlarının hukuka uygunluk denetiminde yeni bir dönemi başlatıyor.
- Yeniden Başvuru ve Değerlendirme: AYM kararı sonrası, daha önce OHAL Komisyonu’ndan ret yanıtı alan Barış Akademisyenleri, bu kararı emsal göstererek idare mahkemeleri aracılığıyla yeni bir hukuki süreç başlatabilecekler.
- Delil Ağırlığı: Mahkeme, Komisyon’un terör örgütü ile bağlantıyı tespit ederken somut ve güncel delilleri incelemesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu durum, yalnızca bir bildiriyi imzalamak gibi “soyut” gerekçelerle yapılan ihraçların hukuka aykırı bulunma ihtimalini artırıyor.
- Uzun Soluklu Mücadele: Yargı süreçlerinin uzunluğu göz önüne alındığında, akademisyenlerin görevlerine dönüş yolunun yine de zaman alıcı olabileceği belirtiliyor. Ancak AYM’nin bu net duruşu, alt mahkemeler üzerinde de bir baskı unsuru oluşturacak.
Kararın Geleceğe Yansımaları
Prof. Dr. Onur Atalay, AYM’nin kararının özellikle Barış Akademisyenleri için büyük önem taşıdığını vurguluyor. Atalay’a göre, bu karar “Barış Akademisyenlerinin terör örgütleriyle ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı” gerçeğini hukuken pekiştiriyor. AYM’nin, “kamu görevinden çıkarma kararı verilen kişinin terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunmasına ilişkin olarak somut bilgi ve belgelerin hukuken geçerli delillerle ortaya konulması” şartını araması, önceki ret kararlarının tekrar gözden geçirilmesine zemin hazırlıyor. Bu karar, Barış Akademisyenleri’nin yanı sıra benzer gerekçelerle ihraç edilen diğer kamu görevlileri için de emsal niteliği taşıyor.
AYM’nin bu tutumu, Türkiye’deki insan hakları ve adil yargılanma hakkı konularında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Akademisyenlerin uzun süredir beklediği adalet arayışında yeni bir sayfa açıldığı düşünülüyor.
