İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD ile artan gerilime ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak, herhangi bir pazarlık masasının kurulmayacağını ve ABD’ye güven duymadıklarını belirtti. Hamaney’in bu sert çıkışı, Washington ile Tahran arasındaki tırmanan tansiyonu daha da yükseltirken, bölgedeki bekleyişi artırdı.
Devlet televizyonundan canlı yayınlanan bir konuşmada Hamaney, ülkesinin düşmanlarla uzlaşma yoluna gitmeyeceğini vurguladı. ABD’nin geçmişteki taahhütlerine uymadığına dikkat çekerek, nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilme kararını hatırlattı ve Tahran’ın ABD’nin baskılarına boyun eğmeyeceğinin altını çizdi. Bu açıklamalar, ABD’nin İran’a yönelik “ön koşulsuz müzakere” çağrılarına doğrudan bir yanıt olarak yorumlandı.
Kim Ne Dedi?
Ayetullah Hamaney’in Açıklamaları
- Hamaney, “ABD ile herhangi bir düzeyde müzakere yapmayacağız. Ne müzakere masası kurulacak ne de ABD ile bir araya gelinecek.” ifadelerini kullandı. Bu sözler, özellikle ABD Başkanı’nın sık sık dile getirdiği doğrudan görüşme tekliflerine kesin bir ret olarak algılandı.
- İran lideri, ABD’nin “maksimum baskı” stratejisinin başarısız olduğunu savundu ve “İran milleti direnişini sürdürecektir. ABD, düşmanlıklarına rağmen hiçbir şey elde edemeyecektir.” şeklinde konuştu.
- Hamaney ayrıca, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini “güvenilmezliğin” bir kanıtı olarak gösterdi. “ABD, nükleer anlaşmadaki taahhütlerinden caydı ve anlaşmayı ihlal etti. Onlara nasıl güvenebiliriz ki?” diye sordu.
Gerilimin Kökeni Nereye Dayanıyor?
ABD ile İran arasındaki mevcut gerilim, Washington’ın 2018 yılında tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan (Ortak Kapsamlı Eylem Planı – JCPOA) çekilmesi ve İran’a yönelik ağır ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasıyla hız kazandı. Bu yaptırımlar, özellikle İran’ın petrol ihracatını hedef alarak ülke ekonomisine büyük darbe vurdu.
Tahran, ABD’nin anlaşmadan çekilmesine yanıt olarak, anlaşmanın diğer taraflarının (İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Çin) yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde nükleer programındaki kısıtlamaları aşamalı olarak azaltacağını duyurdu. Bu süreçte, Körfez bölgesinde tankerlere yönelik saldırılar, insansız hava araçlarının düşürülmesi gibi olaylar yaşanarak tansiyon defalarca tırmandı.
Neden Şimdi?
Hamaney’in bu açıklamaları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde geldi. ABD yönetimi, diplomatik kanallardan ve kamuoyu önünde İran ile “ön koşulsuz görüşmeye” hazır oldukları mesajını yineliyordu. İran’ın ise bu tekliflere, yaptırımların tamamen kaldırılması şartıyla yanıt verebileceği iddiaları dolaşmaktaydı. Hamaney’in bu keskin tutumu, ABD’nin diplomatik açılımlarına karşı İran’ın duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.
Uzmanlar, Hamaney’in bu çıkışının hem içerideki muhafazakar kesimlere hem de uluslararası camiaya yönelik olduğunu belirtiyor. İçeride halkın moralini yüksek tutmak ve ABD baskısı karşısında direnç mesajı vermek, dışarıda ise ABD’nin yalnızlaştırma politikasına rağmen İran’ın taviz vermeyeceğini göstermek amaçlanıyor olabilir.
ABD’nin Tavrı Ne?
ABD Başkanı ve üst düzey yetkilileri, uzun süredir İran ile yeni ve daha kapsamlı bir anlaşma müzakere etme arzularını dile getiriyor. Ancak bu müzakerelerin yaptırımlar altında başlayıp başlamayacağı konusunda iki taraf arasında derin bir anlaşmazlık bulunuyor. ABD, İran’ın bölgedeki faaliyetlerini, füze programını ve nükleer zenginleştirme faaliyetlerini yeni bir anlaşmanın parçası olarak ele almak istiyor. Hamaney’in son açıklamaları ise, ABD’nin bu hedeflerine ulaşmasının mevcut koşullarda imkansız olduğunu gösteriyor.
Uluslararası gözlemciler, Hamaney’in bu kesin duruşunun, ABD’nin önümüzdeki dönemde İran’a yönelik stratejilerini yeniden değerlendirmesine yol açabileceğini belirtiyor. Bölgedeki gerilimin daha da artma potansiyeli taşıdığı bu dönemde, diplomatik çözüm arayışları da karmaşık bir hal alıyor.
