Karayip Denizi’nin incisi Küba, son yılların en derin ekonomik krizlerinden biriyle boğuşuyor. Adanın bağımsızlığını ve sosyalist rejimini hedef alan 60 yılı aşkın ABD ambargosu, COVID-19 pandemisinin turizm üzerindeki yıkıcı etkisi ve müttefik ülkelerden gelen desteğin azalması, Küba’yı “yeni bir bağımsızlık savaşı” olarak nitelendirilen zorlu bir sürecin içine itmiş durumda. Hükümet, bu çetin koşullara karşı bir dizi radikal ekonomik reformla direnmeye çalışıyor.
Küba’nın mevcut durumu, birçokları tarafından Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yaşanan ve “Özel Dönem” olarak adlandırılan krizle kıyaslanıyor. Ancak bu kez krizin boyutları, dünya ekonomisindeki değişimler ve pandeminin küresel etkileri nedeniyle daha da karmaşık bir hal almış durumda.
Küba Neden Yeni Bir Bağımsızlık Savaşı Veriyor?
Küba’nın yaşadığı bu mücadele, ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını koruma çabasının bir yansımasıdır. Amerikan emperyalizmine karşı verdiği uzun soluklu direnişin, günümüz koşullarında ekonomik bir savaşa evrilmesi, “yeni bir bağımsızlık savaşı” metaforunu güçlendiriyor. Bu savaşın temel cepheleri, uluslararası alanda uygulanan ambargonun kırılması ve ülke içinde sürdürülebilir bir ekonomik yapının inşa edilmesidir.
ABD Ambargosu ve Dış Politika Baskısı
- 60 Yılı Aşan Abluka: ABD’nin 1962’den bu yana sürdürdüğü ekonomik, ticari ve finansal ambargo, Küba ekonomisi üzerindeki en ağır baskı unsuru olmaya devam ediyor. Bu ambargo, gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinin ülkeye girişini zorlaştırıyor, uluslararası finans sistemine erişimi kısıtlıyor.
- Terörizme Destek Veren Ülkeler Listesi: Donald Trump döneminde Küba’nın “terörizme destek veren ülkeler” listesine dahil edilmesi, uluslararası bankacılık ve finansal işlemleri neredeyse imkansız hale getirerek ülkenin dış ticaret kapasitesini ciddi şekilde baltaladı. Joe Biden yönetimi bu kararı geri çekmedi.
- Birleşmiş Milletler Tepkisi: BM Genel Kurulu, her yıl ezici bir çoğunlukla (örneğin 2022’de 187’ye 2 oyla) ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosuna son verilmesi çağrısında bulunuyor, ancak ABD bu çağrılara kulak tıkıyor.
Ekonomik Zorluklar ve İç Reformlar
- COVID-19’un Yıkımı: Pandemi, Küba’nın en önemli döviz kaynağı olan turizmi %90 oranında düşürerek ülke ekonomisine büyük darbe vurdu. Bu durum, döviz kıtlığına ve ithalat kapasitesinin düşmesine yol açtı.
- “Görev Düzenlemesi” (Tarea Ordenamiento): 2021 yılında uygulamaya konulan bu reform paketiyle, yıllardır süren çift para birimi (CUC ve CUP) uygulamasına son verilerek sadece Küba pezosu (CUP) geçerli hale getirildi. Bu hamle, makroekonomik istikrarsızlığa, yüksek enflasyona ve alım gücünde düşüşe neden oldu.
- Özel Sektöre Açılım: Hükümet, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (Mipymes) kurulmasına izin vererek özel sektöre sınırlı da olsa bir açılım sağladı. Ancak bu işletmelerin hammadeye erişim, finansman ve bürokrasi gibi sorunlarla karşılaştığı belirtiliyor.
- Müttefik Desteğinin Azalması: Venezuela’dan gelen petrol sevkiyatındaki düşüş ve Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle sınırlı kalan ekonomik desteği, Küba’nın dış yardımlara bağımlılığını daha da gözler önüne serdi.
Sosyal Etkiler ve Göç Dalgası
Ekonomik kriz, Küba halkının günlük yaşamını derinden etkiliyor. Temel gıda maddeleri, ilaç ve yakıt sıkıntısı had safhada. Alım gücünün düşmesi ve gelecek kaygısı, başta genç nüfus olmak üzere binlerce Kübalıyı ülkeyi terk etmeye itiyor. Özellikle ABD’ye yönelik yasa dışı göçte tarihi artışlar yaşanıyor.
Geleceğe Yönelik Bakış
Küba hükümeti, mevcut durumu aşmak için turizm sektörünü canlandırmak, gıda üretimini artırmak ve döviz kazandırıcı yeni mekanizmalar geliştirmek için çabalıyor. Ancak ABD ambargosu devam ettiği sürece, ülkenin tam potansiyeline ulaşması oldukça güç görünüyor. Küba, tüm bu engellere rağmen bağımsızlık idealinden vazgeçmeyerek kendi yolunu çizmeye çalışırken, uluslararası dayanışma ve iç reformların başarısı, adanın geleceğini belirleyici faktörler olacak.
